29 Kasım 2006, Çarşamba
SAADET: (AR) Mutluluk, kutluluk, bahtiyarlik.
SABA: (AR) Gündogusundan esen hafif rüzgar. Türk müziginin eski makamlarindan.
SABAH: (AR) Gündüzün ilk saatleri, günün baslangici.
SABAAHAT: (AR) Güzellik, letafet.
SABAHNUR: (AR) Sabah isigi, aydinligi.
SABIA: (AR) Yedinci.
SABIHA: (AR) Güzel, latif, sirin.
SABIHAT: (AR) Gemiler. Yildizlar.
SABIRE: (AR) Sabreden, tahammül eden, Katlanan sabirli. Acele etmeyen.
SABITE: (AR) Hareket etmeyen yildiz, gezegen olmayan yildiz. Matematik formülünde degeri degismeyen miktar.
SABIYE: (AR) Küçük kiz çocugu, küçük kiz.
SABRIYE: (AR) Sabirla ilgili, sabira iliskin.
SABRINNISA: (AR) Kadinlarin sabirlisi.
SACIDE: (AR) Secde eden, alnini yere koyan.
SADA: (AR) Ses, yanki.
SADBERK: (FAR) Yüz yaprakli, katmerli. Katmerli bir gül türü.
SADEDIL: (AR-FAR) Temiz yürekli. Saf, bön.
SADEGÜL: (AR-FAR) Bir gül kadar sade, temiz ve güzel.
SADIKA: (AR) Dogru gerçek hakiki, yalan olmayan, sahte olmayan. Sadakatli, samimi, bagli.
SADIYE: (AR) Mutlulukla, ugurla ilgili, ugurlu.
SADRIYE: (AR) Gögüsle ilgili, gögse ait. Anneye göre çocuk.
SAFIGÜL: (AR-FAR) Gül gibi, katiksiz, saf, duru, temiz.
SAFIHA: (AR) Yassi düz ve genis yüz, levha. Levha halinde bulunan maden, saç. SAFINAZ: (FAR) Çok nazli, çok naz eden.
SAFINUR: (AR) Çok nurlu, çok aydinlik, temiz kimse.
SAFIRE: (AR) Ince güzel ses. Islik.
SAFIYE: (AR) Katisiksiz, katiksiz, halis, temiz. Saflik, halislik.
SAFIYET: (AR) Saflik, temizlik, masumluk
SAHABET: (AR) Sahip çikma. Koruma, arka olma, yardim etme.
SAHBA: (AR) Al, kizil. Sarap, kirmizi sarap.
SAHIBE: (AR) Sahip. Koruyan, gözeten. Bir is yapmis olan. Herhangi bir niteligi olan.
SAHINE: (AR) Sik. Kati, pek.
SAHIRE: (AR) Geceleri uyumayan, uykusuz. Büyücü, büyüleyici güzel.
SAHRA: (AR) Kir, ova, çöl.
SAIDE: (AR) Mübarek, kutlu, ugurlu. Mübarek, mesut.
SAIKA: (AR) Sevk eden, götüren. Süren sürücü.
SAIME: (AR) Oruç tutan kimse, oruçlu.
SAIRE: (AR) Seyreden, hareket eden, yürüyen.
SAKIBA: (AR) Parlak, isikli. Delen, delik açan.
SAKINE: (AR) Hareketsiz, kimiltisiz, durgun. Sessiz. Heyecani veya kizginligi olmayan.
SALIHA: (AR) Dinin emir ve yasaklarina uyan, iyi ahlak sahibi.
SALISE: (AR) Üçüncü. Saniyenin altmista biri. Binbasilik derecesinde mülki rütbe.
SAMAHAT: (AR) Cömertlik, el açikligi, iyilikseverlik.
SAMIA: (AR) Isitme duygusu, hissi.
SAMIHA: (AR) Cömert, eli açik.
SAMIME: (AR) Bir seyin merkezi, içi, asli kismi.
SAMIRE: (AR) Meyveli, meyva veren.
SAMIYE: (AR) Yüksek, yüce.
SANAT: (AR) Sanat, ustalik, hüner, marifet.
SANAY: (TR) Ay san.
SANEM: (AR) Put. Çok güzel kadin.
SANIA: (AR) Düzme, uydurma is, tuzak, hile.
SANIHA: (AR) Zihin ve düsüncede olusup çikan, fikre dogan.
SANIYE: (AR) Bir dakikanin veya derecenin altmista biri. Ikinci derecede mülki rütbe.
SANNUR: (TR) Nurlu, isikli, güzel.
SARA: (IBR) Prenses. (FAR) Hz. Ibrahim’in hanimi. Halis, katkisiz, temiz.
SARIFE: (AR) Sarfeden, harcayan. Degistiren.
SARIHA: (AR) Açik, meydanda. Belli. Saf, halis.
SARMASIK: (TR) Koyu yesil renkli, degisik biçimli yapraklan olan tirmanici bir bitki.
SARRA: (AR) Sevindirici, sevinçli.
SATI: (TR) Satma, satis. Alisveris. Dügün armagani.
SATIGÜL: (TR) (bkz. Sati).
SAYE: (FAR) Gölge. Sahip çikma, koruma, siyanet. Yardim.
SAYEBAN: (FAR) Sayvan, gölgelik. Büyük çadir. Koruyan.
SAYEDAR: (FAR) Gölgeli, gölgesi olan, gölge eden. Koruyan, sahip çikan.
SAYEZAR: (FAR) Gölgelik.
SAYGI: (TR) Insanlara karsi dikkatli, ölçülü, özenli davranmaya neden olan sevgi duygusu deger yargisi.
SAYGIN: (TR) Saygi gören, sayilan, hatirli.
SAYGUR: (TR) (bkz. Saygin).
SAYGÜL: (TR) (bkz. Saygin). Nadir, essiz gül, sayili gül.
SAYIL: (TR) Saygi gör, sözün dinlensin, degerin artsin. Degerli, saygideger.
SEBA: (AR) Yedi. Islam öncesi Sami ve Arap kavimleri yedi sayisinin kutsal bir nitelik tasidigina inanirlardi, “yedi” sayisi.
SEBAHAT: (AR) (bkz. Sabahat).
SEBLA: (AR) Uzun, kirpikli göz.
SECIYE: (AR) Yaratilis, huy, karakter tabiat. Iyi huy.
SEÇGÜL: (TR) Seçilmis gül.
SEÇIL: (TR) Benzerleri arasindan seçil, begenil, üstün ol, sevgi ve saygi gör.
SEÇKIN: (TR) Seçilmis, ayrilmis benzerlerinden üstün oldugu için ayrilmis, mümtaz, güzide.
SEDA: (AR) Ses. Yanki.
SEDACET: (AR) Sadelik.
SEDEF: (AR) Bazi deniz hayvanlarinin (midye, istiridye gibi) sert, beyaz ve parlak kabugu. Bu kabuktan yapilmis veya süslenmis esya.
SEDEN: (TR) Uyanik, tetikte, gözü açik olan.
SEFINE: (AR) Vapur, gemi. Uzayin güney yarimi.
SEHA: (AR) Sehavet, kerem, cömertlik.
SEHER: (AR) Sabahin gün dogmadan önceki zamani, tan agartisi.
SEHHARE: (AR) Çok güzel, büyüleyici kadin.
SEKINE: (AR) Sakin olma, sükunet. Huzur, gönül rahatligi.
SELCAN: (TR) Coskun, taskin yaratilisli kimse.
SELDA: (TR) Sel, taskin su.
SELDAG: (TR) Daglari asan sel, cosku.
SELDANUR: (TR) Nur seli.
SELEN: (TR) Sel gibi coskun, taskin kimse. Haber, havadis, kulakla duyulan,isitilen
SELILE: (AR) Yeni dogmus ilk kiz çocugu.
SELIME: (AR) Kusuru, noksani olmayan, saglam, dogru. Tehlikesiz, zararsiz, kurtulmus. Temiz, samimi.
SELIN: (TR) Gür akan su. Orta Asya’da yetisen, bodur, sürekli yesil kalan bitki.
SELMA: (AR) Baris içinde bulunma, huzur, erinç. Güzel, hos (kadin).
SELMIN: (AR) Baris yanlisi, baris ve sevgi duygusuyla dolu.
SELNUR: (TR) Nur seli, isik seli.
SELVA: (AR) Bal. Büyük bildircin.
SELVET: (AR) Gönül rahati.
SELVI: (FAR) Koyu yesil yaprakli, ince uzun bir agaç türü.
SEMA: (AR) Isitme, duyma. Musiki dinleme. Gökyüzü. Felek. Mevlevilikte müzik esliginde yapilan dönme hareketi.
SEMAHAT: (AR) Cömertlik, el açikligi, iyilikseverlik.
SEMEN: (FAR) Yasemin.
SEMENBER: (FAR) Gögsü yasemin gibi beyaz olan.
SEMENBU: (FAR) Yasemin kokulu.
SEMENTEN: (FAR) Yasemin renkli.
SEMERAT: (AR) Yemisler, meyveler. Faydalar, verimler.
SEMIHA: (AR) Eli açik, cömert.
SEMINE: (AR) Pahali, kiymetli. Çok degerli.
SEMIRAMIS: (IBR) Dogu mitolojisinde adi geçen, dünyanin 7 harikasindan biri olan Babil’in asma bahçelerini kurduran Asur kraliçesi.
SEMIRE: (AR) Arkadas. Nitelikli. Yamaç, dag silsilesi.
SEMRA (Ar.) Esmer. Yemisli, meyveli agaç.
SEMURE: (AR) Çogalan, zengin olan, meyve veren verimli.
SENA: (AR) Övgü ile ilgili. Simsek pariltisi.
SENABIL: (AR) Basaklar.
SENAHAN: (AR-FAR) Öven, metheden.
SENAN: (AR) Isikli, parlak.
SENÂVER: (AR-FAR) Öven, metheden.
SENAY: (TR) Sen aysin, ay gibi güzelsin.
SENEM: (AR) (bkz. Sanem).
SENGÜL: (TR) Sen gülsün, gül gibi güzelsin.
SENIHA: (AR) Inciler, süs, bezek.
SENIYE: (AR) Yüksek, yüce, ali, bülend.
SERA: (FAR) Saray. Büyük konak. Kösk.
SERAB / SERAP : (FAR) Çöllük arazide, isik kirilmasi sonucu görülen aldatici gerçek olmayan hayal, ilgim, salgim.
SERAÇE: (FAR) Saraycik, küçük saray, konak.
SERAY: (FAR) Ay gibi güzellerin basi. Büyük konak. Saray.
SERCAN: (TR) Sevgili, sevilen, bascan.
SERENGÜL: (TR) Bas gül. Güllerin birincisi.
SERKIZ: (FAR-TR) Bas kiz, kizlarin, güzellerin basi.
SERMA: (FAR) Soguk kis.
SERMELEK: (FAR) Meleklerin basi, melek kadar güzel ve iyi.
SERMIN: (TR) Nermin, Sermin gibi adlara benzetilerek yapilmistir.
SERNAZ: (FAR) Çok nazli.
SERNEVAZ: (FAR) Bas oksayan, sevecen.
SERNUR: (FAR) Bas isik. Ilk isik.
SERPIL: (TR) Iyi gelis, büyü, güzelles.
SERPIN: (TR) Yagmur.
SERRA: (AR) Genislik, kolaylik.
SERRAÇ: (FAR) Çok sevilen, sayilan kimse, bastaci. (AR) Saraç.
SERTAP: (TR) Inatçi, direngen.
SERVA: (FAR) Söz, masal.
SERVET: (AR) Zenginlik, varlik. Zenginligi meydana getiren mal, mülk, para.
SERVI: (FAR) Koyu yesil yaprakli, ince uzun bir agaç türü.
SERVINAZ: (FAR) Dallan yana sarkan servi. Uzun boylu sevgili.
SEVAL: (TR) Severek al, hep sev.
SEVAY: (TR) Sevimli ay.
SEVBAN: (AR) Giyinen, kusanan.
SEVCAN: (TR) Sevgili insan, sevimli.
SEVDA: (AR) Bir seye karsi hissedilen siddetli arzu. Siddetli sevgi, ask. Asiri istek, heves.
SEVDEKAR: (AR-FAR) Sevdali.
SEVENAY: (TR) (bkz. Sevay).
SEVENCAN: (TR) (bkz. Sevcan).
SEVENGÜL: (TR) Sevimli gül, sevgiyi hatirlatan gül.
SEVENGÜN: (TR) (bkz. Sevgün).
SEVGI: (TR) Sevme hissi, ask muhabbet.
SEVGINAZ: (TR) Çok nazli, sevgili.
SEVIL: (TR) Ka. Her zaman sevilen, begenilen biri olma temennisi.
SEVILAY: (TR) Ay gibi her zaman sevil.
SEVIM: (TR) Sevme, muhabbet. Baskalarinin sevmesine sebeb olan vasif, cazibe.
SEVINÇ: (TR) Bir halden hosnut olmanin dogurdugu heyecan.
SEVNAZ: (TR) Çok nazli sevgili.
SEVNUR: (TR) Sevgi nuru, isigi, ayginligi.
SEVTAP: (TR) Tapilacak kadar sevgi duyulan.
SEYHAN: (AR) Ürdün’ün ötesinde Hz. Musa’nin mezarinin bulundugu sehir. Adana ovasini yararak Iskenderun körfezine dökülen nehir.
SEYYAL: (AR) Akan, akici, akiskan.
SEYYIDE: (AR) Bir toplulugun ileri gelen kisisi, lider.
SEZAN: (TR) Sezgili.
SEZAY: (TR) (bkz. Sezan).
SEZCAN: (TR) (bkz. Sezal).
SEZEN: (TR) Duyan, hisseden, anlayan, sezgili.
SEZER: (TR) Duyar, hisseder, anlar.
SEZGEN: (TR) Sezen, hisseden, duyan.
SEZGI: (TR) Sezme kabiliyeti, sezis. Deneme ve akil yürütme sonucu olmayip dogrudan bilme, anlama ve kavrama.
SEZGIN: (TR) Sezme yetenegi olan, duygulu anlayisli.
SEZGINAY: (TR) (bkz. Sezgin).
SEZIN: (TR) (bkz. Sezgin).
SIDIKA: (AR) Çok dogru, yalan söylemeyen.
SIDKIYE: (AR) Iç yürek temizligiyle dogrulukla ilgili, (bkz. Sidika).
SILA: (AR). Dogup büyüdügü yere gidip ayri kaldigi yakinlarina kavusma.
SIRMA: (TR) Altin yaldizli veya yaldizsiz ince gümüs tel.
SIBEL: (TR) Bugday basagi. Henüz yere düsmemis yagmur damlasi. Eski Türklerdeki bir tanriça.
SIDRE: (AR) Arabistan kirazi.
SIMA: (FAR) Yüz, çehre, beniz. Kimse, insan, tip.
SIMAY: (TR) Gümüsten ay, gümüs gibi parlak ay.
SIMBER: (FAR) Gögsü gümüs gibi olan.
SIMGE: (TR) Isaret, sembol.
SIMIN: (FAR) Gümüsten, gümüs gibi, gümüse benzeyen parlak isilti.
SIMRUY: (FAR) Gümüs yüzlü, gümüs gibi parlak, isiltili yüzü olan.
SIMTEN: (FAR) Teni gümüs gibi güzel, parlak olan.
SINE: (FAR) Gögüs. Gönül, yürek. Iç derinlik.
SINEM: (FAR-TR) Gönlüm, yüregim, çok sevdigim.
SITARE: (FAR) Yildiz.
SOLMAZ: (TR) Her zaman taze, körpe ve genç.
SOMAY: (TR) Ay gibi kusursuz, eksiksiz güzel.
SONAT: Bir veya iki çalgi için yazilmis 3-4 bölümlü müzik eseri
SONAY: (TR) Ay’in son günleri.
SONGÜL: (TR) Sonbahar’in sonlan, kis baslangicinda açan gül.
SONNUR: (TR) (bkz. Sonay).
SONTAÇ: (TR) Essiz taç.
SONVER: (TR) Son olmasi istenen çocuklara verilen isimlerden.
SÖNMEZ: (TR) Parlakligim, isigini hiç yitirmeyen, her zaman canli.
SUAD: (AR) Mutlulukla, saadetle ilgili, mutlu.
SUBHIYE: (AR) Sabah vakti, safak ile ilgili.
SUDE: (FAR) Farsca SÜ kökünden. Sürmek anlaminda. Sürülmüs (tarla gibi islenmis) manasindadir. Ikinci anlami da ezilmis, dövülmüs ancak bu tahil türlerinin ezilmesi, dövülmesi gibi.
SUDIYE: (AR) Yararli, faydali, kazançli.
SULBIYE: (AR) Birinin sulbünden gelme, kendi evladi, oglu.
SULEHA: (AR) Salih, iyi, yarar, selahiyet, günah islemeyen.
SULHIYE: (AR) Barisa özgü, barisla ilgili, barisçi.
SULTAN: (AR) Padisah, hükümdar.
SUNA: (TR) Erkek ördek. Görünüsündeki zerafet sebebiyle bayan ismi olarak kullanilmistir.
SUNAR: (TR) Saygili bir biçimde verir, takdim eder.
SUNAY: (TR) Ay’i sun, getir. Sun ve ay kelimelerinden birlesik isim.
SUZAN: (FAR) Yakan, yakici. Yanan, yanici.
SUZIDIL: (FAR) Türk musikisinin sed makamlarindan biri. Gönül atesi, gönül sicakligi.
SUZNAK: (FAR) Yakan, yakici. Dokunakli. Türk müziginde basit bir makam.
SÜZÜLAY: (TR) Gökte süzülen ay.
SÜEDA: (AR) Kutlu, ugurlu insanlar.
SÜHANDAN: (FR) Söz sahibi, güzel söz söyleyen.
SÜHEYLA: (AR) Yumusak, iyi huylu kadin. Güney yönünde görünen parlak yildizlar
SÜKEYNE: (AR) Sessiz, sakin, agirbasli, onurlu.
SÜLÜNAY: (TR) Ay gibi güzel, uzun boylu, endamli.
SÜLÜNBIKE: (TR) Sülün gibi boylu endamli kadin.
SÜMBÜL: (FAR) Zambakgillerden, salkim çiçekli, keskin kokulu, soganli otsu bitki. Güzellerin saçi.
SÜMEYRE / SÜMEYRA: (AR) Meyve çaglasi. Kivrilmis yaprak.
SÜMEYYE / SÜMEYYA : (AR) Islam’in ilk sehidi. Ammar b. Yasir’in annesi ve ilk müslüman olan hanim sahabelerden.
SÜNDÜS: (AR) Eskiden altin veya gümüs tellerle nakisli olarak dokunan bir çesit ipekli kumas. Kur’an’da cennet elbisesi anlaminda geçmektedir.
SÜREYYA: (AR) Ülker yildizi, pervin.
SÜSEN: (TR) Çiçekleri iri, güzel görünüslü ve kokulu bir süs bitkisi. Zambak.
SÜVEYDA: (AR) Kalbin ortasinda var kabul edilen siyah nokta. Tohumun ortasinda bulunan tanecik. Kalpteki gizli günah.
SADAN: (FAR) Keyifli, neseli, sevinçli.
SADIYE: (AR) Memnunluk, sevinç, gönül ferahligi. Güzel sesle sarki okuyan, siir söyleyen.
SADUMAN: (AR) Sevinçli, neseli, memnun.
SAHANDE: (FAR) Mutlu, memnun.
SAHANE: (FAR) Hükümdarlara yakisacak kadar güzel, eksiksiz olan.
SAHBANU: (FAR) Hükümdar esi, sah hanimi.
SAHDANE: (FAR) Iri inci tanesi.
SAHESER: (FAR) Degerli, üstün nitelikli. Kalici, degerli, üstün yapit.
SAHHANIM: (FAR) Hanim sultan. Sah ve hanim kelimelerinden birlesik isim.
SAHIGÜL: (FAR) Gül dali.
SAHIKA: (AR) Zirve, doruk, dag tepesi.
SAHMELEK: (FAR-AR) Melekler kadar güzel, güzellikte lider.
SAHNAZ: (FAR) Çok nazli.
SAHNISA: (FAR-AR) Hükümdar kadin, hükümdar karisi. Kadinlarin sahi.
SAHNUR: (AR-FAR) Kaynak, isik kaynagi. Münevver.
SAHSINUR: (AR) Nurlu kisi, aydinlik kimse.
SAIKA: (AR) Istekli, hevesli, sevkli.
SAKIRE: (AR) Sükreden, durumundan memnun olan. Allah’a sükreden.
SAYAN: (FAR) Uygun, yakisir, münasip, layik.
SÂYESTE: (FAR) Layik uygun, münasip.
SAYLAN: (TR). Çok övünen, gururlu kimse. Sevinçli, neseli.
SAZIMET: (AR) Kimseye benzemeyen, farkli, tek, essiz.
SAZIYE: (AR) (bkz. Sadiye).
SEBNEM: (FAR) Havada buhar durumundayken gecenin serinligiyle yerde ya da bitkilerin üzerinde toplanan su damlaciklari, çig.
SEBNUR: (AR-FAR) Gecenin nuru, gecenin isigi, aydinligi.
SEFAKAT: (AR) Sefkat, aciyarak ve esirgeyerek sevme.
SEFIKA: (AR) Sefkatli, acimasi olan, esirgeyici.
SEFKAT: (AR) Sevecenlik, acima ve sevgi duygusu.
SEHADET: (AR) (bkz. Sahadet).
SEHBAL: (FAR) Kus kanadinin en uzun tüyü.
SEHNAZ: (FAR) Türk musikisinde mürekkep bir makam ve perde. Çok nazli.
SEHPER: (FAR) Kus kanadinin en uzun tüyü.
SEHRAZAT: (FAR) Kendi kendine yasayan, özgür.
SEHRIBAN: (FAR) Sehrin büyügü, ileri geleni.
SEHRINAZ: (FAR) Türk müziginin en eski makamlarindan.
SEKIBE / SEKIPE: (FAR) Sabir, tahammüllü, dayanikli.
SEKURE: (AR) Çok sükreden, sükredici, deger bilen.
SELALE: (AR) Büyük bir akarsuyun yüksekten düsmesiyle meydana gelen büyük çaglayan, çavlan.
SEMIME: (AR) Güzel kokulu sey.
SEMINUR: (AR) Mum isigi, mum aydinligi.
SEMSINISA: (FAR-AR) Kadinlarin günesi. Günes gibi kadin.
SEMSINUR: (AR) Günesin isigi, nuru.
SEN: (FAR) Neseli, sevinçli.Daha çok iki isimlerde kullanilir. Sener, Senol.
SENAL: (FAR-TR) (bkz. Sen).
SENEL: (FAR-TR) Sen ve mutlu ev. Bölge, il.
SENGÜL: (FAR-TR) Gülün en güzel hali.
SENGÜN: (FAR-TR) Sevinçli, ferah gün.
SENAY: (FAR-TR) Ayin parlakligi, güzelligi.
SENNUR: (FAR-TR) Neseli ve nurlu insan.
SENOL: (FAR-TR) Sen ve mutlu ol.
SERARE: (AR) Kivilcim.
SERIFE: (AR) Serefli, kutsal. Soylu temiz.
SERMENDE: (FAR) Utangaç, çok utanan, mahcup.
SERMIN: (FAR) Utangaç, mahcup.
SEVKIYE: (AR) Sevkle ilgili, sevke ait, neseli.
SEVVAL: (AR) Hicri takvime göre yilin 10. ayi, ilk üç günü seker bayramidir.
SEYDA: (FAR) Ask çilgini, çok tutkun, asik.
SEYDAGÜL: (FAR) (bkz. Seyda).
SEYDANUR: (FAR-AR) (bkz. Seyda).
SEYMA: (AR) Bedeninde ben veya benzer bir izi olanlar.
SIIR: Zengin sembollerle uyumlu seslerle ortaya çikan edebi anlatim biçimi
SIRAZE: (FAR) Kitap ciltlerinin iki ucunda bulunan ve yapraklari muntazam tutan, ibrisimden örülmüs ince serit. Esas, düzen, nizam.
SIRIN: (FAR) Sevimli, cana yakin.
SÖHRET: (AR) Söhretli, ünlü, söhreti agizlarda dolasan.
SÖLEN: (TR) En üst idareci tarafindan bütün halka verilen, yemek, ziyafet.
SÜLE: (AR) Alev, yalim. Alevli ates.
SÜKRAN: (AR) Iyilik bilme, gönül borcu, minnettarlik.
SÜKRIYE: (AR) Iyilik bilme, minnettarlikla ilgili, iyilik bilen.
SÜKUFE: (FAR) Çiçek. Süslemede çiçek motiflerine dayanan bir tarz.


