29 Kasım 2006, Çarşamba
LAÇIN: (TR) Bir cins sahin. Sarp, yalçin. Siddetli.
LÂHZA: (AR) Bir bakis, bir göz atma. Göz kirpacak kadar zaman an. Bir kez göz kirpma.
LALE: (FAR) Zambakgillerden, uzun yaprakli, güzel ve çesitli renklerde çiçekli soganli bir bitki.
LÂLEFAM: (FR) Lale renginde.
LÂLEGUN: (FAR) Lale renginde.
LÂLEGÜL: (FAR) Türk müziginde bir makam.
LÂLEVES: (FAR) Lale gibi.
LÂLEZAR: (FAR) Lalelik, lale yetisen yer, lale bahçesi.
LALIN: (*) Yakut kirmizisi, Sarap kirmizisi.
LÂMIA: (AR) Parlayan, parildayan parlak.
LÂMIHA: (AR) Parlayan, parildayan, parlak
LAMINUR: (AR) Nur saçarak parlayan.
LÂTIFE: (AR) Yumusak, hos, güzel, sevimli. Güldürecek, tuhaf ve güzel söz ve hikaye saka.
LÂTIME: (AR) Misk, güzel koku.
LÂYIHA: (AR) Düsünülen bir seyin yazi haline getirilmesi. Tasari.
LEBIBE: (AR) Akilli, zeki, fatin.
LEMAN: (AR) Parlama, parilti.
LEMIDE: (AR) Parlak, parildayan.
LERZÂN: (FAR) Titrek, titreyen.
LETAFET: (AR) Latiflik, hosluk. Güzellik. Nezaket. Yumusaklik.
LEYAL: (AR) Geceler.
LEYÂN: (FAR) Parlayan, parlayici, konforlu, lüks hayat.
LEYLÂ: (AR) Çok karanlik gece. Arabi aylarin son gecesi. Leyla ile Mecnun hikayesinin kadin kahramani.
LEYLÂK: (AR) Zeytingillerden hos kokulu salkim seklinde mor ve beyaz renklerde çiçek açan bir bitki ve bitkinin çiçegi.
LÜTFIYE: (AR) Hosluk, güzellik, iyi davranis.


