29 Kasım 2006, Çarşamba
FADILE: (AR) Faziletli, fazilet sahibi. Erdemli, üstün.
FADIME: (TR) (bkz. Fatma).
FAHAMET: (AR) Fahimlik, ululuk. Itibar, kiymet, deger.
FAHIME: (AR) Akilli, anlayisli, kavrayisli. Ulu, büyük, sayan.
FAHIRE: (AR) Övünülecek, iftihar edilecek. Serefli, kiymetli. Parlak, mükemmel.
FAHRIYE: (AR) Bir karsilik beklemeden yalnizca seref ve iftihar vesilesi olarak kabul edilen is. (Is, sifat, unvan). Fahri üye; maassiz, ücretsiz veya kurum için gurur kaynagi olan kisi.
FAHRUNNISA: (AR) Çok övünen, sanli, serefli, onurlu kadin.
FAIKA: (AR) Üstün, seçkin, yüksek, ileri. Mümtaz, manevi olarak üstün olan.
FAIZA: (AR) Fevz bulan, muradina ulasan, basari kazanan.
FATINE: (AR) Zeki, anlayisli. Zihni açik, kavrayisli. Uyanik.
FATIMA / FATMA: (AR) Sütten kesilmis. Kendisi ve zürriyeti cehennemden uzak kilinmis.
FATMAGÜL: (AR) (bkz. Fatma).
FATMANUR: (AR) (bkz. Fatma).
FAYIHA: (AR) Çiçek veya meyve kokusu. Güzel kokulu nesne.
FAZILA: (AR) Faziletli, fazilet sahibi.
FAZILET: (AR) Insanda iyilik etmeye ve fenaliktan çekinmeye olan devamli ve degismez yetenek, güzel vasif. Kisiyi, ahlakli ve iyi hareket etmeye yönelten manevi kuvvet. Insanin yaratilisindaki iyilik, iyi huy, erdem.
FECRIYE: (AR) Sabaha karsi günes dogmadan önce ufkun gündogusu tarafindan görülen aydinligi, tanyerinin agarmasi.
FEHAMET: (AR) (bkz. Fahamet).
FEHIME: (AR) Zeki, anlayisli, pek çok anlayan.
FEHMIYE: (AR) Zeki, anlayisli, pek çok anlayan.
FERAH: (Ar) Gönül açikligi. Sevinç, scvinme.
FERAHENGIZ: (FAR) Ünlü bir çesit lale.
FERAHET: (FAR) San ve seref.
FERAHFEZA: (AR-FAR) Ferah artiran. Türk müziginin birlesik makamlarindan. Meshur bir lale türü.
FERAHNA: (FAR) Bolluk, genislik. Genis yer.
FERAHNAK: (AR-FAR) Sevinçli. Türk müziginin birlesik makamlarindan.
FERAHNAZ: (FAR) Nazli kiz.
FERAHSAN: (AR-FAR) Sevinç veren. Ferah saçan.
FERASET: (AR) Anlayislilik, çabuk sezis.
FERAY: (FAR) Aydinlik, parlak ay, canlilik, süs, zinet.
FERDA: (FAR) Yarin. Gelecek zaman, ati. Ahiret, öbür dünya.
FERDANE: (AR) Tekli, yalniz.
FERDIYYE: (AR) Fertle ilgili, ferde has, tek basina yapilan.
FERHUNDE: (FAR) Mübarek, mesut, meymenetli, kutlu, ugurlu
FERIDE: (AR) Tek, essiz, esi olmayan, kiyas kabul etmez, ölçüsüz, üstün. Kendi iradesiyle hareket eden, kibirli, gururlu kimse.
FERMA: (FAR) Emreden, buyuran. Amir.
FERZAN: (FAR) Ilim ve hikmet.
FERZANE: (FAR) Alim, bilgin, seçkin. Benzerlerinden, akranlarindan ileride. Hakim, düsünür.
FESAHAT: (AR) Açiklik, duruluk.
FETANET: (AR) Zihin açikligi, zihnin yaratilistan bir seyi çabuk ve iyi kavramasi.
FETHIYYE: (AR) Fethe mensup. Fetih hakkinda yazilan kaside.
FEVZIYE: (AR) Kurtulusla ilgili. Zafere ait. Galip gelen, üstün olan.
FEYZA: (AR) Suyun tasip akmasi. Bolluk, çokluk, verimlilik, fazlalik, gürlük, ilerleme, çogalma. Ilim, irfan. Feyz ile dolu olan.
FEZA: (AR) Ucu bucagi bulunmayan bosluk. Dünyanin sonsuz olan genisligi, sema.
FEZZAN: (AR) Büyük Sahra’da, Trablus ülkesinin güneyinde bir ülke.
FIDE: (YUN) Bahçivanlikta, yastiklarda tohumdan yetistirilip baska yerlere dikilmek için hazirlanan sebze veya körpe çiçek.
FIGEN: (FAR) Atici, yikici, düsürücü. Çiçek demeti / Gölge yapan, gölge düsüren
FIKRIYE: (AR) Fikre ait, fikirle ilgili, düsünerek meydana getirilen sey.
FILIZ: (AR) Bitkilerde yeni sürgün, tohumdan çikan yeni uçlar. Ocaktan çikarilmis, eritilmemis ham maden, cevher, gümüs, filiz. Betonarmede demirleri eklemek için birakilan uzantilar. Ince taze ve güzel vücutlu.
FIRDEVS: (AR) Cennet . Bostan, bahçe.
FIRUZE: (AR) Açik yesil, dag yesili ile gök mavisi arasinda ve bal mumu parlakliginda kiymetli tas.
FITNAT: (AR) Zihin açikligi, zeyreklik. Zihnin herseyi çabuk anlayisi.
FULYA: (ITA) Nergisgillerden, san renkte çiçegi keskin ve güzel kokulu bir bitki, sari sogançiçegi.
FUNDA: (TR) Kircik yerlerde yetisen ve birçok çesidi olan çali.
FÜREYYA: (FAR) Parlak, isiltili günler
FÜRUZAN: (FAR) Parlayici, parlayan, parlak.
FÜSUN: (AR) Büyü sihir. Sasirtici güzellige sahip, hayret verici derecede güzel.


