20 Kasım 2006, Pazartesi
KAAN: (TR) Çin ve Mogol imparatorlarina verilen isim. Hakan, hükümdar.
KABIL: (AR) Olabilir, mümkün. Cins, soy, sinif, tür, çesit. Hz. Adem’in büyük oglu olup kardesi Habil’i öldürmüs ve yeryüzünde ilk kan döken insan olmustur.
KADEM: (AR) Ayak. Adim. Yarim arsin uzunlugunda bir ölçek. Ugur.
KADI: (AR) Hüküm, karar, hakimlik.
KADIM: (AR) Ayak basan, ulasan, varan. Ezeli, evvelsiz. Çok eski zamanlara ait eski atik. Yillanmis.
KADIR: (AR) Deger, kiymet, itibar. Parlaklik. Kudret sahibi kudretli, kuvvetli, güçlü.
KADIRSAH: (AR-FAR) Güçlü, kuvvetli hükümdar, padisah. Kadir ve sah kelimelerinden türetilmis birlesik isimdir.
KADREDDIN / KADRETTIN: (AR) Dinin kudreti, gücü.
KADRI: (AR) Deger, itibar. Onur, seref, haysiyet, meziyet. Rütbe, derece.
KADRICAN: (AR-FAR) Degerli, itibarli, can, ruh. Kadri ve Can isimlerinden meydana gelen birlesik isim.
KADRIHAN: (AR-TR) Degerli hükümdar, yönetici.
KAGAN: (TR) Hakan, imparator. Kükremis, öfkelenmis, kükreyen, öfkelenen.
KAHRAMAN: (FAR) Yigit, cesur, (bahadir). Hüküm sahibi, is buyuran.
KAHYA: (FAR) Efendi, emir. Ev sahibi, aile reisi. Çiftlik yöneticisi.
KAIM: (AR) Duran, ayakta duran. Bir seyi yapan icra eden.
KAINAT: (AR) Var olanlarin hepsi. Yaratiklar. Yer gök. (bkz. Evren).
KALAGAY: (TR) Al, kirmizi renk.
KALENDER: (FAR) Dünyadan elini etegini çekip basi bos dolasan. Alçak gönüllü, gurur ve kibirden uzak, üstüne basina dikkat etmeyen buldugu ile yetinen kimse.
KALGAY: (TR) Izci kumandani. Kirim hanliginda veliahta verilen unvan.
KALHAN: (TR) (bkz. Kalgay). Kahramanogullari’nin han soyundan, ceddi de Kalhan adini tasimaktadir.
KAMACI: (TR) Kama’yi iyi kullanan, yapan ya da onaran kimse.
KAMAN: (TR) Daglarin doruguna yakin olan yerler.
KAMBAY: (TR) Hekim, tabib, doktor.
KAMBER: (AR) Sadik dost, köle.
KAMER: (AR) Ay. Sadik hizmetkâr.
KÂMIL: (AR) Bütün tam noksansiz, eksiksiz. Kemale ermis olgun. Yasini basini almis terbiyeli, görgülü. Alim, bilgin, genis bilgili.
KAMRAN: (FAR) Istegine kavusmus olan.
KÂMURÂN: (FAR) Kâm sürücü, süren, arzusuna istegine kavusmus mutlu. Arzusuna erisen, bahtiyar, mutlu.
KÂMVER: (FAR) Istegine kavusmus, mutlu.
KANBER: (AR) Hz. Ali’nin sadik, vefakâr kölesi. Bir evin gediklisi.
KANDEMIR: (TR) Güçlü soydan gelen.
KANI: (AR) Kanaat eden, yeter, bulup fazlasini istemeyen. Inanmis kanmis.
KANTARA: (AR) Köprü, özellikle tastan yapilmis. Su yolu, bend, hisar anlamina da gelir.
KANVER: (TR) Kanini ver.
KAPAR: (TR) Akil, ruh.
KAPKIN: (TR) Uygun, düzenli.
KAPLAN: (TR) Vahsi kedigillerden, benekli, yirtici hayvan.
KAPSAM: (TR) Muhteviyat, içerik, Ihtiva, ihata, istiab.
KAPTAN: (ITA) Bir geminin sevk ve idare sorumlusu. Sehirlerarasi otobüs soförü. Bas pilot.
KARAALP: (TR) Esmer, kara yagiz yigit.
KARABEY: (TR) (bkz. Karacabey).
KARABUGRA: (TR) Esmer, erkek deve.
KARACA: (TR) Rengi karaya çalan, esmer, yagiz. Geyikgillerden, küçük, boynuzlu, güzel görünüslü av hayvani. Üst kol.
KARACABEY: (TR) Esmer bey, rengi karaya çalan.
KARACAN: (TR) (bkz. Karaca).
KARAHAN: (TR) Esmer bey, Esmer hükümdar. Karahanlilar devletinin kurucusu.
KARAKAN: (TR) Bir tür dag agaci.
KARAMAN: (TR) Esmer, yagiz insan. Güneybati’da esen yel.
KARANALP: (TR) Karayagiz, kahraman yigit.
KARASU: (TR) Agir akan su.
KARGIN: (TR) Taskin su. Bol, çok. Doymus, tok. Erimis buz ve kar parçalarinin olusturdugu akarsu. Çaglayan.
KARGINALP: (TR) Coskulu, taskin, hareketli yigit.
KARHAN: (TR) (bkz. Kargin).
KARIN: (AR) Yakin. Nail olan. Hisim komsu.
KARLUK: (TR) Türk boylarindan biri.
KARLUKHAN: (TR) (bkz. Karluk).
KARTAL: (TR) Kartalgillerden, beyazla karisik siyah tüylü, kivrik ve kuvvetli gagali, genis kanatli büyük yirtici kus. Yeniden dirilis ve güçlülük sembolü.
KARTAY: (TR) Yasli, pir.
KARTEKIN: (bkz. Kartay).
KARUN: (AR) Çok zengin kimse. Zenginligiyle meshur olan ve bu yüzden kendisini herseyin sahibi gibi görmeye baslayip Allah’a karsi büyüklenen kisi. Hz. Musa dönemlerinde yasamis bu kisi bütün servetiyle birlikte ani bir deprem ve tufan sonucu yerin dibine geçmistir.
KASIM: (AR) Taksim eden, ayiran bölen. Kinci, ezici, ufaltici. Yilin 11. ayi. Yilin kis bölümü.
KASIF: (AR) Kesfeden, bulan, meydana çikaran.
KATIB / KATIP: (AR) Yazici. Bir kurulusta yazi isleriyle vazifeli kimse, sekreter. Osmanli devletinde divanin resmi yazilarini yazan vazifeli. Devlet memuru.
KAVAS: (AR) Okçu, tüfekçi.
KAVI: (AR) Yakar, yakici. Kuvvetli, güçlü. Saglam inanilir. Zengin varlikli.
KAYA: (TR) Büyük ve sert tas kütlesi. Kayalik sarp dag.
KAYAALP: (TR) Kaya gibi güçlü er.
KAYACAN: (TR) Cani kaya gibi güçlü.
KAYAER: (TR) Kaya gibi güçlü er.
KAYAN: (TR) Akarsu sel. Yassi, düz, kat kat olusmus taslar.
KAYANSEL: (TR) (bkz. Kayan).
KAYGUN: (TR) Etkili, hüzünlü, dokunakli. Akdogan.
KAYHAN: (TR) Sert, güçlü sesli okuyucu, kayayi bile delecek güçte sesi olan okuyucu.
KAYI: (TR) Yagmur, saganak, bora. Oguz boylarindan Osmanli hanedaninin mensup oldugu boy. Saglam, güçlü, sert.
KAYIHAN: (TR) Güçlü hükümdar.
KAYMAZ: (TR) Dag etegi. Güneydogu’dan esen bir rüzgar.
KAYNAK: (TR) Bir suyun çiktigi yer, mense. Bir haberin çiktigi yer. Arastirma ve incelemede yararlanilan belge.
KAYRA: (TR) Yüksek büyük tutulan ya da sayilan birinden gelen iyilik lütuf, ihsan atifet, inayet.
KAYRAALP: (TR) Iyiliksever, yigit.
KAYRABAY: (TR) Iyiliksever, saygin kimse.
KAYRAHAN: (TR) (bkz. Kayraalp).
KAYRAK: (TR) Tasli, kumlu, ekime elverisli olmayan toprak. Kaygan toprak. Bilegi tasi.
KAYRAL: (TR) Kayrilan, himaye edilen (kimse).
KAYRAR: (TR) Orman içindeki agaçsiz kalan. Kayan yer. Ince çakilli, kumlu toprak.
KAZAK: (TR) Göçebe akinci. Rusya’da yasayan bir Türk kavmi. Genç, taze. Inatçi.
KAZAKHAN: (TR) (bkz. Kazak).
KAZAN: (TR) Su çevrisi, kayra. Sazlik yerlerde dibi bulunmayan sulu yer. Girdap.
KAZANHAN: (TR) (bkz. Kazan).
KÂZIM: (AR) Öfkesini yenen kimse. Hirsini dizginleyen. Kinini yenen.
KEBIR: (AR) Büyük, ulu azim. Yasça büyük yasli. Çocukluktan çikmis genç.
KELAMI: (AR) Söze iliskin, sözle ilgili.
KELIM: (AR) Söz söyleyen, konusan.
KEMAL: (AR) Olgunluk, yetkinlik, tamlik, eksiksizlik. En yüksek deger, mükemmellik, deger baha. Bilgi, fazilet.
KEMALEDDIN / KEMALETTIN: (AR) Din’de olgunluga eren, dinin son derecesi. Din bilgisi kuvvetli.
KENAN: (AR) Hz. Ya’kub’un memleketi, Filistin.
KERAMEDDIN / KERAMETTIN: (AR) Kerem bagis ihsan lütuf sahibi. Dinde üstün mertebelere ulasan. Keramet sahibi dervis veli.
KEREM: (AR) Asalet, asillik, soyluluk. Cömertlik, el açikligi lütuf, bagis, bahsis.
KEREMSAH: (AR) (bkz. Kerem).
KERIM: (AR) Kerem sahibi, cömert, verimcil. Ulu, büyük. Lütfü, ihsani bol, ihsan yönünden ulu.
KERIMHAN: (AR-TR) (bkz. Kerim).
KESIF: (AR) Açma, meydana çikarma.
KEYFER: (FAR) Karsilik. Mükafat veya mücazat.
KEYHÜSREV: (FAR) Adil ve ulu padisah.
KEYKÂVUS: (FAR) Adil, necip.
KEYKUBAD / KEYKUBAT: (FAR) Büyük ve ulu padisah.
KILIÇALP: (TR) Kiliç gibi keskin yigit.
KILIÇASLAN: (TR) Ilk Selçuklu Sultani Süleyman Sah’in oglu. Daha sonra O da Selçuklu hanedaninin basina geçti.
KILIÇHAN: (TR) (bkz. Kiliçalp).
KILINÇ: (TR) Çelikten silah. Davranis, yaratilis, huy.
KINAY: (TR) Çok çaliskan, etkin, faal.
KINCAL: (TR) Ince zarif. Aksi.
KINER: (TR) (bkz. Kincal).
KINIK: (TR) Kaynak, menba. Istek, arzu, gayret. Obur. Oguzlarin 24 boyundan biri.
KINIKASLAN: (TR) (bkz. Kinik).
KIRALP: (TR) Kir beyi, tasrada oturan.
KIRAY: (TR) Genç, delikanli. Ürün vermeyen arazi.
KIRCA: (TR) Dolu. Ufak ve sert taneli kar, rüzgarla karisik yagmur.
KIRDAR: (TR) Ölçülü davranis, sogukkanlilik.
KIRGIZ: (TR) Gezici, gezgin. Kirgizistan’da oturan halk.
KIRTEKIN: (TR) (bkz. Kiralp).
KIVANÇ: (TR) Sevinç, memnuniyet. Övünen, güvenen, iftihar eden.
KIYAS: (AR) Bir seyi baska seye benzeterek hüküm verme. Karsilastirma, örnekseme.
KIÇIHAN: (TR) Küçük hükümdar.
KIRAM: (AR) Soydan gelenler, soyu temizler, ulular, sergeliler. Cömertler, eliaçiklar.
KIRMAN: (FAR) Hisar, kale.
KIRMANSAH: (TR) (bkz. Kirman).
KOCA: (TR) Es. Ev ve ailenin yasça en büyügü. Iri, kocaman. Akilli, tedbirli yigit.
KOCAALP: (TR) Yasli, ulu, yigit
KOÇAK: (TR) Yürekli, eli açik. Yüce gönüllü. Konuk sever. Yigit, korkmayan kisi, savasçi. Açik kestane renginde olan.
KOÇAKALP: (TR) Cömert, kahraman, yigit.
KOÇAKER: (TR) Cömert, kahraman kimse.
KOÇAS: (TR) Kilavuz, rehber. Yagmur bulutu.
KOÇAY: (TR) Koç gibi güçlü.
KOÇER: (TR) Saglikli, yürekli er.
KOÇHAN: (TR) (bkz. Koçer).
KOÇUBEY: (TR) Koçu arabasini kullanan kisi. Koçu: Gelin arabasi.
KOÇYIGIT: (TR) Yürekli, cesur, kahraman.
KONGAR: (TR) (bkz. Kongur).
KONGUR: (TR) Sari ile siyah karisimi bir renk, koyu kumral, kestane rengi.
KONGURALP: (TR) (bkz. Kongur).
KONGURTAY: (TR) (bkz. Konguralp).
KORUR: (TR) Açik sari, açik kestane renkli. Kimseyi begenmeyen gururlu, kendini begenmis. Süslü, çalimli, sik.
KONURALP: (TR) Cesur, yigit, er.
KORAL: (FRA) Bati müziginde dini sarki. (TR) Sinir muhafizi.
KORALP: (TR) (bkz. Koral).
KORAY: (TR) Iyice kor rengine gelen ay.
KORCAN: (TR) Atesli, canli, hareketli.
KORÇAN: (TR) Çaglayan.
KORGAN: (TR) Hisar kale.
KORHAN: (TR) Atesli, canli, güçlü hükümdar.
KORKUT: (TR) Büyük dolu tanesi. Korkusuz, yavuz, heybetli. Cin, seytan.
KORKUTALP: (TR) (bkz. Korkut).
KORTAN: (TR) Yanan, sicak ten. Yalçin ve kesik kaya. Pelikan kusu.
KOTUZ: (TR) Gururlu, kibirli.
KOTUZHAN: (TR) (bkz. Kotuz).
KOYAK: (TR) Vadi, dere. Daglar ve kayaliklar üzerindeki dogal çukurlar. Dag yolu üzerindeki otluk. Etkili, dokunakli.
KOYAS: (TR) Günes.
KOYGUN: (TR) Etkili, hüzünlü, dokunakli. Akdogan.
KOYTAK: (TR) Rüzgar almayan çukur yer.
KOYTAN: (TR) Dag bucagi.
KÖKEN: (TR) Bir seyin çiktigi, dayandigi temel, biçim neden ya da yer. Kavun, karpuz, kabak gibi bitkilerin toprak üstüne yayilan dallari. Soy, asil, ata.
KÖKER: (TR) Köklü soydan gelen kimse.
KÖKLEM: (TR) Ilkbahar
KÖKSAL: (TR) Yer altinda genis bir alana dagilan kök.
KÖKSAN: (TR) Taninmis, ünlü ad.
KÖKSIN: (TR) Gök renginde. Yasli, koca.
KÖKTEN: (TR) Köklü, yüzeyde kalmayan, derine inen. Soylu.
KÖRNES: (TR) Ayna.
KÖSE: (FAR) Sakali biyigi hiç çikmayan veya seyrek olan.
KUBILAY: (TR) Cengiz Han’dan sonra Mogol imparatorlugu tahtina çikan büyük kaganlarin en meshuru 35 yil saltanat sürmüs ve 1294 yilinda 80 yasinda ölmüstür.
KUDDUS: (AR) Temiz, pak. Hatadan, gafletten, eksiklikten uzak. Çok aziz, mübarek.
KUDDUSI: (AR) Kuddus olan Allah’in nimetine mazhar olan.
KUDRET: (AR) Kuvvet, takat, güç. Allah’in ezeli gücü. Varlik, zenginlik. Allah yapisi, yaratilis, insan eliyle yapilamayan seyler.
KUDRETULLAH: (AR) Allah’in gücü.
KUDSI: (AR) Kutsal, muazzez, mukaddes. Allah’a mensup, ilahi.
KUDÜS: (AR) Filistin’in merkezi olan sehir.
KULAN: (TR) Anayurdu Asya olan at ile esek arasi görünüste yabanil bir at türü. Iki, üç yasinda disi tay, kisrak. Zafer kazanmis kisi.
KUMAN: (TR) XI. yy ile XIV. yy. arasinda Güney Rusya bozkirlarinda göçebe olarak yasayan bir Türk boyu.
KUMANBAY: (TR) (bkz. Kuman).
KUMUK: (TR) Kiliç. Kuzeydogu Kafkasya ile Hazar denizinin bati kiyisinda yasayan bir Türk boyu.
KUMUKBAY: (TR) (bkz. Kumuk).
KUNT: (TR) Saglam ve iri yapili. Agir dayanikli, kalin. Bir tür güvercin.
KUNTAY: (TR) (bkz. Kunt).
KUNTER: (FAR) Saglam, kuvvetli.
KUNTMAN: (TR) Saglam ve iri yapili, saglikli kimse.
KURA: (TR) Cesur. Çelik. Toprak içinde bulunan büyük tas.
KURAL: (TR) Davranislara ya da bir sanata bir bilime yön veren ilkeler. Araç. Silah.
KURAY: (TR) Ay gibi.
KURBAN: (AR) Allah’in rizasini kazanmaya vesile olan sey. Eti. fakire parasiz olarak dagitilmak niyetiyle farz, vacib, ve sünnet olarak kesilen hayvan. Bir gaye ugruna feda olma.
KURÇEREN: (TR) Dayanikli ve yigit adam.
KURMAN: (TR) Yüksek asamali, nitelikli kimse.
KURTARAN: (TR) Kurtulmasini saglayan.
KURTULUS: (TR) Kurtulmak fiili, kurtulma. Tehlike, sikinti, zorluk veya esaretten, istiladan kurtulmus olma hali, halas, necat, reha, selamet.
KUTAL: (TR) Mutlu ol.
KUTALMIS: (TR) Mutlu olmus, kutlu olmus.
KUTALP: (TR) Kutlu, ugurlu, yigit.
KUTAM: (AR) Akbabaya benzeyen.
KUTAN: (TR) Dua, yalvarma. Saka kusu. Saban.
KUTAY: (TR) Mübarek ay.
KUTBAY: (TR) (bkz. Kutalp).
KUTBERK: (TR) (bkz. Kutbay).
KUTCAN: (TR) Kutlu, ugurlu can.
KUTEL: (TR) Ugurlu el.
KUTER: (TR) Mutlu, ugurlu kisi.
KUTERTAN: (TR) (bkz. Kuter).
KUTHAN: (TR) (bkz. Kuter).
KUTKAN: (TR) Saygin, kutlu soydan gelen.
KUTLAN: (TR) Kutlu, mutlu ol.
KUTLAR: (TR) Mutluluklar, ugurlar.
KUTLAY: (TüR) Ugurlu kutlu ay. Kir donlu at.
KUTLU: (TR) Ugurlu, hayirli. Mübarek. Mesut, bahtiyar.
KUTLUALP: (TR) Ugurlu yigit
KUTLUAY: (TR) Ugurlu ay.
KUTLUBAY: (TR) (bkz. Kutlu).
KUTLUCAN: (TR) (bkz. Kutlu).
KUTLUG: (TR) Ugurlu, mutlu, sansli, kutlu.
KUTLUGHAN: (TR) (bkz. Kutlug).
KUTLUTEKIN: (TR) (bkz. Kutlu).
KUTSAL: (TR) Kudsi, kutlu mübarek, mukaddes.
KUTSALAN: (TR) Ugur getiren, kutlu kimse.
KUTSALMIS: (TR) (bkz. Kutsalan).
KUTSAN: (TR) Ugurlu, talihli ol.
KUTSEL: (TR) (bkz. Kutsan).
KUTSOY: (TR) (bkz. Kutsel).
KUTULMUS: (TR) Kurtulmus, aydinliga kavusmus.
KUTUN: (TR) Kutlu, kutsal.
KUTUNALP: (TR) (bkz. Kutun).
KUTUNER: (TR) (bkz. Kutun).
KUTYAN: (TR) Ugurlu kimse.
KUVVET: (AR) Güç, kudret, takat, sihhat, saglamlik. Bir hükümetin askeri gücü.
KUYAS: (TR) Günes. Çok sicak, günesin etkili vurmasi.
KÜLTIGIN: (TR) Göktürk prensi ve komutani.
KÜLÜK: (TR) Meshur ünlü. Tasçi, çekici, balyoz.
KÜRBOGA: (TR) Iri, güçlü, sarsilmaz boga. Kuvvetli iri yapili boga.
KÜRHAN: (TR) Yigit, yürekli han.
KÜRSAD / KÜRSAT: (TR) Eski Türklerde yigit, alp.
KÜRÜMER: (TR) Topluluk, sürü.


