16 Kasım 2006, Perşembe
Sözlerin artık ikna etmediği bu yaşımda, ağlamak da artık zor geliyor, zoruma gidiyor.
Benden sana, söylemesi zor, yazması kolay bir kelime; Hoşçakal.
Aldatıldığımı bildiğim bu geceden sana son bir yazı, son bir hatıra.
Seni her çağırdığımda, artık yüreÄŸime yumruk atamayacaksın. Ben de bir baÅŸkasının yasak bahçesine uÄŸramayacağım. Artık ne gelmeni isteyeceÄŸim, ne de kalmanı….
Bu akÅŸam masamdaki tek bir mumu kendim için yaktım. Senin oturduÄŸun iskemle boÅŸ, ev boÅŸ… İhanetin resmi boÅŸlukta çizili…
Åžimdi sen bir baÅŸka masada baÅŸka gözlerlesin. YüreÄŸindeki pembe yalanlar büyüdükçe büyüyor. Karaya çalan pembeler…
Kim, kimi kandırıyor bu alemde? Kumdan kalelerimiz her dalgada yıkılıyor.
Kimseyi yolundan döndürecek gücüm yok artık. Dayanıksızım, dayanaksızım…
OlduÄŸun yerde kal…
Hoşçakal…



